• İstanbul17 °C
  • Ankara8 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Saatleri Ayarlama Enstitüsü
10 Nisan 2017 Pazartesi 00:35

Saatleri Ayarlama Enstitüsü

"Ara verilmeden okunmasını öneririm. Zira ara verdiğimde kitap bana küsmüş olup bazı şeyleri baştan almıştım."

Ahmet Hamdi Tanpınarın şiiri sembolist bir ifade üzerine kurulmuştur. Aynı anlatım tarzı romanlarına da zaman zaman sirayet eder. Ancak muhteva açısından metafizik eğilimleri ile estetik endişelerini şiire ayırdığı halde, sosyal temalar için nesri seçmiştir. Romanları, zengin hayat hikayesinden taşarak Türkiye meselelerine kendine has yorumlar getirir.

Saatleri Ayarlama Enstitüsü Halit Ayarcı'dan Zamani Ahmet Efendi'ye, Emine'den Pakize'ye, Zehra'dan Ahmet'e, Selma'dan Cemal Bey'e, Nuri Efendi'den Doktor Ramiz'e, Nevzat Hanım'dan Ekrem Bey'e,  Seyit Lütfullah'a  kadar daha tuttun da kimler vardır ki başrolümüz Hayri İrdal'a hepsinin ayrı hikâyesi vardır kitapta. Mizahi yönü ağır basan bir kitap. İsimler ve bazı olaylar insanda tebessüm bırakıyor. Kitap Geçmişte Türk toplumunun içine düştüğü bazı olumsuzlukları ironiyle, ince ince dokundurarak, karakterler aracılığıyla okuyuculara vermiş, işsizlik, insan ilişkilerindeki yozlaşma, bir zamanlar yabancı kültüre duyulan hayranlığın komik halleri Türk dilinin en güzel ifade biçimi kullanılarak irdelenmiştir. Hayri İrdal'ın hayatındaki değişimlerini ve onun etrafında dönen olayları, kişileri anlatan bir roman....

NOT: Ara verilmeden okunmasını öneririm. Zira ara verdiğimde kitap bana küsmüş olup bazı şeyleri baştan almıştım :)

Kitaptan Bazı Alıntılar

-Ona göre işlemeyen, kırılmış, bozulmuş bir saat hastalanmış bir insana benzerdi. Tabiatında mazurdu. Fakat ayarsız bir saatin hiçbir mazereti yoktu. O bir içtimai cürüm, korkunç bir günahtı..insanların vakitlerini israf ettirmek suretiyle hak yolundan ayırmak için şeytanın başvurduğu çarelerden biriydi ayarsız saatler.

- Saat sesi bu yüzden onlar için şadırvandaki su sesleri gibi hemen hemen iç âleme, büyük ve ebedi inançların sesiydi.

- Hakikaten muhtaç olsaydık, hakikaten sevseydik, o sık sık gelişlerden birinde adamakıllı yakalar, bir daha gözümüzün önünden dizimizin dibinden ayırmazdık.

- Nuri Efendi tasavvuftan bahsederken " her şeyin zıddıyla maruf ve mümkün olduğunu" söylerdi. 

Analist : Zeynep GÜNDÜZ

Kitapanaliz.org

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    SPOR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Türk Analiz | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim